27 Aralık 2009 Pazar

Damat Çalık Paşa

“Kimin eli kimin cebinde belli
değil,” derler ya, ellerin de ceplerin de apaçık belli olduğu bir durumu inceleyeceğiz bu ay. Ya da diğer bir adıyla, pamuk tüccarlığından, ‘az zamanda çok iş’ başarıp milyarlarca dolarlık serveti elinde bulunduran bir holding sahipliğine uzanan bir adamın hikayesinden bahsedeceğiz diyebiliriz. Kim mi bu adam? Sabah-atv grubunu satın alan isim olan, Çalık Holding’in sahibi Ahmet Çalık. Ya da diğer bir unvanıyla, Zaman gazetesinin imtiyaz sahibi olan Ali Akbulut’un kayınbiraderi de diyebiliriz. Çalık’ın sahibi olduğu holdingin CEO’su ise, bildiğiniz gibi başbakanın damadı olan Berat Albayrak. Tam bir aile şirketi yani, yoksa aile imparatorluğu mu deseydim? İmparatorluk diyorum; çünkü bir insan imparator olsa ancak bu kadar itibar görür. Şimdi isterseniz gelin, cebinden beş kuruş çıkmadan holding sahibi olan bu
insanın, piyasadaki son dönem faaliyetlerini yakından inceleyelim…

Çalık’ın bitmek tükenmek bilmeyen ‘enerji’si

Ahmet Çalık, piyasadaki yaşantısına tekstil sektörüne atılarak başlayan, bu sektörde kısa sürede yükselip, Çalık Holding’i kuran ve zamanla tekstil dışında da; inşaat, enerji, fi nans, telekomünikasyon vs… gibi alanlarda da faaliyet gösteren bir ‘işadamı’. Ancak esas yükselişleri, hepimizin bildiği gibi AKP’nin iktidara gelmesinden sonra gerçekleşti, hala da gerçekleşmekte. Hele bir de başbakanın
damadı Çalık grubunun CEO’su, yani 1 numarası olduktan sonra, olay tamamen, ‘Yürü ya kulum’a dönmüş durumda... Çalık’ın ismini sıkça duymamız da, başbakanın kendisini medya sektöründe de ileri sürmesine tekabül etmekte. Herkesin bildiği gibi, Sabah-atv grubuna geçtiğimiz yıllarda TMSF el koyduğunda, grubun satın alınması için ihaleye giren Çalık, kamu bankalarından aldığı kredilerle ihaleyi alarak, holdingine bir adet televizyon kanalı, bir adet de gazete eklemiş oldu. Ve böylece adına ‘yandaş medya’ dediğimiz grup, daha da genişlemiş oldu. Ama ‘yandaş medya ağı’nı genişletmek yetmezdi tabii ki, bir de bu ağın finansal dayanağını sağlamlaştırmak gerekiyordu. Bu noktada da Çalık grubu derhal enerji sektörüne yönlendirildi. Daha doğrusu Çalık’ın Türkmenistan üzerinden başlayan enerji işleri zaten vardı; ama iktidarın da kol kanat germesiyle, ‘Çalık’ın enerjikliği’ni Türkiye’de de göstermesi istendi. Tabii diğer yandan yandaş medyanın finanse edilmesi için neden enerji sektörünün seçildiğini anlamak da zor olmasa gerek. Özellikle ABD’nin Ortadoğu üzerindeki planlarını birçok ülkeyi işgal ederek iyiden iyiye yürürlüğe sokmasıyla,
Türkiye’nin enerjide çok önemli bir bağlantı noktası haline geleceği gün gibi meydana
çıktı. Bu yüzden, “E hava şartları müsait, zemin de mükemmel, çıkalım o zaman sahaya” denildi ve Çalık’tan enerji işine enerji katması istendi.

Ankara, Ankara, güzel Ankara!..
Bunu da Çalık Holding’in enerji sektöründeki faaliyetlerinin hep Ankara üzerinden yürütülmesiyle anlayabiliyoruz. Yani birinci dereceden başbakan ilgileniyor dolayısıyla faaliyetlerle. (Birinci dereceden yakın oldukları içindir belki de.)
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu, BOTAŞ, DSİ… Ülkenin başındaki isimle damat-birader yakınlığındaysanız, hiçbirinde önünüze
bürokrasi çıkmıyor. İşler istediğiniz gibi tıkır tıkır işleyebiliyor. Çalık’ın enerji
sektöründeki önlenemez yükselişini madde madde ele alırsak, siz de göreceksiniz:

- Çalık’ın Türkiye’deki enerji işine ayak basışı, Bursagaz’ın BOTAŞ’tan alınarak
kendisine verilmesiyle başladı.

- Ankara yine devrede… Türkiye Kömür İşletmeleri’ne ait olan Çankırı-Orta linyit
sahasının ruhsat devir ihalesini de alan Çalık, 2006’nın son ayında, termik santral
işini de başlatmış oldu.

- Ankara’nın devreden çekildiği yok… Çalık, Enerji Piyasa Denetleme Kurulu’ndan hidroelektrik santrali lisanslarını da aldı. Tam 8 projenin lisansı adeta hediye edildi.

- Çalık’ın ve başbakanın damadının enerjisi bitmiyor, tükenmiyor… Yine bir Ankara kıyağıyla, 2006 yılının Haziran ayında Bakanlar Kurulu’ndan ‘Boru Hattı Belgesi’ de alan damadın şirketi, petrol ve gaz olayına da giriyor. Böylece, Samsun-Ceyhan petrol boru hattı projesine de dahil olunuyor. Tabii bu projede, başbakanın Putin’le olan görüşmesindeki ve damadına ENI ve Indian Oil gibi güçlü ortaklar bulmasındaki hünerlerini de atlamamak lazım.

- Ankara, Çalık grubuna Ceyhan’da bir rafi neri ve petrokimya tesisi için de lisans
verdi. Fakat aynı lisansın, Doğan grubuna verilmediğini görüyoruz.

- Türkiye’de enerji işine BOTAŞ’tan Bursagaz’ı alarak giren Çalık grubu, BOTAŞ’tan Kayserigaz’ı da aldı. Diğer yandan Türkiye’de sıkıştırılmış doğalgaz sektöründe faaliyet gösteren ve Çalık Enerji’nin yüzde 50 hissesiyle kurulan Naturelgaz’ı da atlamamak lazım. Bugün Naturelgaz; Bursa, Adapazarı, Antalya, İzmir ve Balıkesir’de hizmet vermekte.

- Son olarak Çalık, Tuz Gölü çevresinde BOTAŞ’ın alanlarına hayli yakın bir bölgede
doğalgaz depolama tesisi kurmak için de bir lisans almak üzere, Ankara’dan yine bir
güzellik beklemekte…

Teminatsız kredi
Diğer yandan Sabah-atv’nin Çalık grubuna satılmasında yaşananlarsa başlı başına incelenmesi gereken ayrı bir vaka. Çünkü Ahmet Çalık’ın Sabah-atv’nin alımında kullanmak üzere Vakıfbank ve Halkbank’tan çektiği krediler için ne bir şahsi kefalet ne de bir şirket hissesi istenmediği ortaya çıktı. Düşünün ki, Türkiye’nin iki büyük
bankası, tarihlerindeki en büyük kredi miktarı olan, toplamda 750 milyon dolar miktarında bir kredi veriyorlar; fakat Çalık grubuna ait hiçbir şirketten hisse
istemiyorlar. Hatta Ahmet Çalık’ın şahsi teminatına bile gerek görmüyorlar. Halkbank’ın bu duruma karşı ileri sürdüğü savunması da hayli ilginç.Halkbank Çalık’a verdiği 375 milyon dolar kredi için, “Esnaf ve küçük işletmeleri destekleme kapsamında verildi” diyor. Göz göre göre Çalık Holding; esnaf, küçük işletme olarak yutturulmak isteniyor yani.Oysa biliniyor ki bankalar, esnaf ve küçük işletmelere kredi verebilmek için herhangi bir teminat gösterilmesini istememek bir yana dursun, tabiri caizse krediyi verene kadar adamın anasından emdiği sütü burnundan getiriyorlar. Kefi l, tapu, mal mülk beyanı, anasının, babasının geliri, içtihatlı
nüfus örneği, ne varsa istiyorlar.

Peki Çalık Holding’e toplamda 750 milyon dolar kredi veren bu iki banka, bu kredinin karşılığında ne istedi acaba? Hayır babasının hayrına 750 milyon dolar veriyorlarsa, bana da versinler. Cebimden beş kuruş çıkmadan bir televizyon kanalım ve gazetem olur ne güzel.

Üstüne üstlük, Çalık grubunun cebinden beş kuruş çıkmadan ve hiçbir teminat göstermeden aldığı 750 milyon dolarlık kredinin geri ödemesinde de, Çalık Holding’in cebinden yine beş kuruş çıkmayacak. Çalık, 750 milyon dolarlık krediyi iki bankanın reklamlarını yayınlayarak ödeyecek. Yani Vakıfbank ile Halkbank, bütün reklamlarını Sabah ile atv’ye verecek ve bu reklamların ücretini de kendilerine ödenmesi lazım olan kredi taksitlerinden kesecek. Yani meselenin özü, Çalık Holding’in cebinden yine
para çıkmayacak. Aldıkları 750 milyon dolarlık kredinin faizlerle birlikte ulaşacağı
rakamı, 3-4 yıl boyunca yayınlayacakları reklamlarla eritecekler.

İşte birileri devlet eliyle bir anda böyle zirveye çıkarılabiliyorlar. “Kimin eli kimin cebinde belli değil” diye bir şey yok yani, ellerin de ceplerin de kimlere ait olduğu belli işte. Bizim ceplerimizden çaldıkları paraları, kendi ceplerine böyle kolay yerleştirebiliyorlar. Çünkü bu ülkede zengin olmak içten bile değil. Onurunuzdan, haysiyetinizden vazgeçtiğiniz an zenginsiniz bu ülkede. Çünkü her türlü hırsızlığın, talanın, kokuşmuşluğun anayurdu haline getirdiler bu memleketi. Her yere hayasızca, aç kurtlar gibi saldıranlar, kendilerine cennet, hakları için direnen Tekel işçilerine cehennem ettiler bu güzelim memleketi Ve bu memleketin onurlu, namuslu, güzel insanları gelecekleri için birleşip, karşılarına dikilemedikçe bu hırsızlıkların, sahtekarlıkların, kokuşmuşlukların; cehennemin dibini boylaması gerekenler cennette, cennetin gül bahçelerinde yaşamayı hak edenler cehennemde yaşamaya devam edeceklerdir. Bizlerin, bu ülkeyi, bu dünyayı cennete çevirmek isteyenlerin meselesi, işte bu kadar nettir!

Onur Özgen (RED Dergisi, Ocak 2010, 40. Sayı)