24 Mart 2010 Çarşamba

Hava döndü!

Tekel işçilerinin hükümetin 4/C yasasına karşı 2.5 ay süren direnişleri sadece hepimizi umutlandırmakla kalmadı, kuşkusuz Türkiye'de yeni bir dönemin başlamasını da sağladı. Haksızlığa, sömürüye karşı direnmenin önemini binlerce Tekel işçisi sadece öğrenmekle kalmadılar, aynı zamanda tüm sınıf kardeşlerine de öğretmiş oldular.

Öğrenciler ve işçiler 'tek el' oluyor!
Hatta sadece sınıf kardeşlerine değil, çocukları yaşındaki lise talebelerine dahi öğretmiş oldular. Bu memlekette hakları için direnenlerin yanında olmanın bedelinin ne olduğunu, henüz 15-16 yaşındayken öğrenmiş oldu bir grup liseli. Şöyle ki, Tekel işçileri Ankara'da eylem yaparken, İstanbul'da Mehmetçik Lisesi'nde okuyan 24 öğrenci, okullarında 20 dakikalık bir oturma eylemi düzenleyip, Tekel işçilerine destek vermek istediler. Fakat bu 24 öğrencinin çoğu lise talebesinden beklenmeyecek olgunlukta ve güzellikte olan bu sağduyulu davranışlarının ödülü ise, okullarından atılmaları oldu. Ama işte insanların hakları için mücadele vermesi o kadar güzel, o kadar ilginç ve bir o kadar da öğretici bir şey ki, aylarca eylemlerine destek bekleyen Tekel işçileri, bu sefer kendilerine destek verdikleri için okullarından atılan bu 24 lise öğrencisine destek çıkmak için okullarının önünü binlerce kişiyle direniş alanına çevirdiler. Dayanışma denen şeyin bundan daha güzel bir örneği daha olabilir mi acaba?

Öyle ki, öğrencilerle işçilerin buluşmalarına polis, okul kapısını açmayarak engel olmak istiyor; fakat polis dahi, içeriden öğrencilerin dışarıdan da Tekel işçilerinin duruşu karşısında geri adım atıyor, barikatı kaldırıyor ve liseden çıkan yüzlerce öğrenci, "Tekel'in kalbi liselerde atıyor!" sloganlarıyla okul önünde bekleyen Tekel işçileriyle kucaklaşıyor. Tekel işçileri de öğrencilerin sloganlarına karşılık, "Mehmetçik Lisesi öğrencileri yalnız değildir!" sloganlarıyla, liselilere sahip çıkıyor. Bundan daha güzel bir manzara olabilir mi?

Okuldan atılan öğrencilerden biriyse kameralara aynen şunları söylüyor: "Hakkı yenen Tekel işçilerinden biri benim babam, Tekel işçilerinden birinin ölen çocuğu da ben olabilirdim. Biz yanlış bir şey yapmadık, yine olsa yine yaparız. Pişman değiliz." Ve yine okuldan atılan öğrencilerden birinin babasıysa çocuğuna şöyle sahip çıkıyor: "Bizim çocuklarımız bize sürekli fatura, kira hesabı yaptıranlara mı destek verecekti? Çocuklarımız bizimle aynı koşullarda yaşayan Tekel işçilerine destek vererek onurlu bir iş yapmışlardır. İşte bu yüzden çocuklarımızla gurur duyuyoruz." Bizler de gurur duyuyoruz, hepsine helal olsun!..

Emekçiler direniyor!
Yazının girişinde Tekel işçilerinin onurlu direnişlerinin memleketteki diğer sınıf kardeşlerine de örnek olduğunu söylemiştik. Bunlardan biri Marmaray işçileriydi. Kendilerini çalıştıran taşeron firmanın 3 yıl boyunca sadece 28.5 lira yevmiye vermesinden ve 3 yıl aradan sonra da yevmiyelere sadece 1 lira zam yapmasından dolayı 16 Ocak'tan beri direnişte olan Yenikapı Marmaray şantiyesi işçileri, patronun görüşme taleplerine işçilerin sendikalı olmasını bahane ederek bir türlü cevap vermemesi üzerine şantiyedeki sondaj makinelerinin üzerine çıkıp, şantiyeyi işgal ediyorlar. Bu yazı yazılırken işgal halen devam etmekte. Patron şimdi buyursun bakalım görüşmeye...

Bir direniş haberi de İSKİ işçilerinden... İSKİ Genel Müdürü'nün taşeron firma çalıştırmama kararı üzerine işlerinden çıkarılan 2 bin 300 işçi, Aksaray İSKİ ve Kağıthane İSKİ Genel Müdürlükleri önünde direnişe geçtiler. 15 yıldan bu yana taşeron firma tarafından çalıştırılan İSKİ işçileri, 15 yıldır sendikasız çalıştırılıyorlar. Maaşları düzenli ödenmiyor, Anadolu yakasında çalışan işçiler son üç aydır maaş alamıyor. Üstüne üstlük İSKİ müdürleri, şimdi de işsiz kalan işçilerin görüşme taleplerini sürekli geri çeviriyor. Hakları için direnmekten başka çaresi kalmadığını görüp direnişe geçen İSKİ işçileri, mücadelelerine desteklerimizi bekliyorlar...

İzmir'de de Tariş işçilerinin direnişi bulunuyor... Sosyal hakları ve kıdem tazminatları gasp edilerek işten atılan Tariş işçilerinin direnişi haftalardır devam ediyor. Tariş işçileri, Cumhuriyet Meydanı'nda yaptıkları eylemde, "İşçiler kardeş, patron kalleş!", "Yakalım yıkalım, hakkımızı alalım!", "Tekel, Tariş, her yer direniş!" sloganlarıyla meseleyi ne kadar doğru kavradıklarını ve kararlılıklarını gösterdiler. Medyada faşist olarak tanıtılan İzmir kentini, Tekel işçilerine verdikleri kitlesel desteği, Tariş işçilerine de vermeye çağırıyoruz...

Öğrenciler direniyor!
Memleketin birçok yerinde emekçiler; patronlara, taşeron firmalara karşı hak mücadelesi verirken, üniversitelerde de mücadele sürüyor. Geçtiğimiz ayın içinde özellikle Ankara'da Melih Gökçek'in toplu ulaşıma yaptığı yüzde 33'lük zamma karşı, halkın bedava ulaşım hakkını savunan Hacettepe'li ve ODTÜ'lü öğrenciler, kampüslerinin önlerindeki duraklarda belediye otobüslerine bedava binme eylemi yaptılar. Şöförlerin otobüsleri çalıştırmaması üzerine, olay yerine gelen polisler 127 öğrenciyi gözaltına alırken, ertesi gün otobüslerin üzerine sprey boyayla yazılmış olan, "Ulaşım haktır satılamaz!", "Gökçek elini cebimizden çek!" sloganlarını gören Gökçek, ODTÜ'ye otobüs göndermeme kararı aldı. Anlaşılan Gökçek,
ODTÜ'lülerin geçtiğimiz senelerde kendisine verdiği dersten, ODTÜ'lülerle uğraşmaması gerektiğini anlayamamış hala. Neyse, anlatırlar...

Tayyip deliriyor!
Ülkede bunlar yaşanırken, başbakan da haliylen 'boncuk boncuk' terlediği konuşmasında şunları söylüyor ağzından tükürükler saçarak: "Bu komünistler var ya" diyor Tayyip ağlak bir sesle, "komünizmin yaşandığı ülkelerde iflas etti bunların düşüncesi, bizdekiler hala devam ediyorlar komünistliğe! Akıllı olun akıllı!"

Başbakan sinirlenmiş epey. Ama bize akıl dersi veriyorsun da, sen de azcık akıl olsa, bu sinirini belli edip, burda kendini bize zorla madara ettirmezsin be Tayyip! Sen ki bir Zübükzade olmaya çalışan; ama ondaki zekanın yarısına bile sahip olamayacak bir adamsın, bizse o Zübük'ü yazmış Aziz Nesin'in çocuklarıyız, sen mi bize akıl dersi vereceksin? Aklını alırlar valla adamın! 'One minutes' yani...

Otobüs eylemleri yapan arkadaşların komünist olduğunu da, aynı Orhan Veli'nin bir şiirinde yaptığı çıkarımdaki gibi anlamış olmalı başbakan. Diyor ya Veli'nin şiirindeki ciğerci kedi sokak kedisine: "Açlıktan bahsediyorsun, demek ki sen komünistsin!" diye, başbakan da gençlere diyor: "Parasız ulaşım hakkından bahsediyorsunuz, demek ki siz komünistsiniz!" Komünistiz tabi ya, ne sandın? Evet insanları haklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz; çünkü komünistiz! Evet ulaşım haktır diyoruz, tıpkı su gibi, hava gibi, eğitim, sağlık gibi, satamazsınız diyoruz; çünkü komünistiz! Zoruna mı gitti? Anlıyoruz, Tekel işçileri moralini çok bozdu, diğer işçilere de kötü örnek oldular, herkes bir anda, ekmekten, adaletten falan bahsetmeye başladı, çok da üstüne geliyorlar biliyoruz; ama daha dur. Bunlar daha iyi günlerin Tayyip. Daha yatak odana gireceğiz, rüyalarına dalacağız, kabuslarında başrolü oynayacağız. Yahu daha bu memlekette devrim yapacağız biz. Gülme, gülme! Biz senin mecliste güldüğün o devrimcilerden değiliz Tayyipçiğim...

Yani senin anlayacağın, Orhan Veli'nin de dediği gibi, yollarımız ayrı sizinle Tayyip. Siz ciğercinin kedisisiniz, biz sokak kedisi. Sizin yiyeceğiniz kalaylı kaptadır, bizimki aslanın ağzında. Siz aşk rüyası görürsünüz, biz kemik. Ama sizin ki de kolay değil, kolay değil hani, böyle kuyruk sallamak Tanrı'nın günü...

Onur Özgen (RED Dergisi, Nisan 2010, 43. Sayı)

Hiç yorum yok: