26 Şubat 2011 Cumartesi

Devrimcilerin en yakışıklısı hala 25 yaşında!

27 Şubat 1947'de, devrimcilerin en yakışıklısı doğmuştu. Adı Deniz, soyadı Gezmiş'ti.

O, 25 yıl sürecek kısacık hayatına dopdolu bir ömür sığdırmayı başarmış, daha güzel bir ülke, daha güzel bir dünya özlemiyle devrimci mücadeleye canıyla, kanıyla, yüreğiyle katılmıştı.

Daha ömrünün baharında, hiç çekinmeden, kendisini ipe götürenlerin yüzüne, "Ben, 25 yaşında, kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum!" diye haykırmış bir delikanlıydı. Hep de öyle kaldı...

Deniz yiğitçe yaşayıp, yiğitçe ölmeyi bilenlerdendi. Darağacına yürürken hiç tereddüt etmeyecek, son sözlerini cellatlarının suratına haykıracak ve ardından sehpasını kendisi itecek kadar cesur bir yüreği vardı.

Evet, çok yaşayamadı Deniz. Ama ne çıkar yaşayamamışsa? Önemli olan az veya çok yaşamak değil, onurlu yaşamak. Onun idamına karar veren Ali Elverdi 87 yıl yaşadı da ne oldu? En sonunda nefes borusuna kaçan bir lokma yemekle boğularak can vermedi mi? Zavallıca yaşadı, zavallı bir şekilde de öldü.

Deniz gibi dopdolu bir 25 yıl mı yaşamak ister insan, yoksa Ali Elverdi gibi 87 yıl bir sürüngen hayatı sürmek mi? Yalnızca yaşamayı mı ister insan, yoksa uğrunda yaşanacak bir şeye sahip olmayı mı?

Şimdi bugün Deniz'i herkes tanıyor, 39 yıldır insanlar çocuklarına onun ismini koyuyor; ama onu asanları kimse anmıyor, kimse hatırlamıyor bile. Anılmaya, hatırlanmaya değer bir hayatları yok çünkü. Ne yazık onlara.

Ve ne mutlu, Deniz gibi yaşayanlara, Deniz gibi olanlara...

Deniz bugün 64 yaşında. Ama hala 25 yaşında. Öldü diye değil ha. O şimdi yaşasaydı da, yine hala 25 yaşındaymış gibi yaşardı. Amerikan askerlerini nasıl gönderdiyse denize, öyle. Biz 20'lik dedeler de onu görünce utanırdık belki.

İyi ki doğdun kardeşim Deniz...

Onur Özgen