30 Mart 2011 Çarşamba

30 Mart 1972: "Bunların sen isimlerini aklında tutma; fakat Kızıldere'yi unutma!"

Bugün 30 Mart. 39 yıl önce bugün Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde bir kerpiç evde öldürüldü on tane genç adam.

Peki ne işi vardı bu on gencin Tokat'ın bir köyünde kerpiç bir evde? Farklı örgütlerin militanları olsalar da, siper yoldaşları Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında açılan idam davasını engellemek için Ünye'deki NATO Radar Üssü'ndeki üç İngiliz teknisyeni kaçırmışlardı. Eğer yoldaşlarının idam kararı iptal edilmezse, bu üç İngiliz'i öldüreceklerdi. O yüzden Kızıldere'den geçmişti yolları. Ama 30 Mart gecesi, sabaha doğru kuşatılmıştı kaldıkları kerpiç ev.

Ama ne kuşatılma! Bu on tane gencin karşısına devlet; tanklarla, bazukalarla, roket atarlarla donattıkları yüzlerce askerini yığdı. Öylesine korkmuşlardı yani. Arkalarında CIA ve MİT ajanları, gelecek talimatı bekliyorlardı.

Dışarda katliama hazırlananlardan teslim olun çağrıları gelirken, kerpiç evin içinden devrimci marşların, sloganların sesleri duyulur.

Mahir, yanındaki Saffet, Sabahattin, Sinan ve Cihan'a, "Çocuklar siz kaçırma olayına karışmadınız, isterseniz teslim olabilirsiniz. Buradan canlı çıkma şansı kalmamıştır. Bizi öldürecekler, bu belli" der. Dört gencin de sesinde en ufak bir titreme yoktur: "Hayır! Teslim olmuyoruz! Birlikte çatışacağız! Öleceksek birlikte öleceğiz!"

İçerde böylesine büyük bir kararlılık, cesaret varken; dışardaki sesin ürkekliğinde, şaşkınlığında bir değişme yoktur: "Bu kadar kalabalıkla nasıl başa çıkacaksınız? Nasıl vuruşacaksınız? Etrafınız sarıldı, teslim olun!"

Mahir, bir kez daha haykırır: "Biz bu yola dönmek için çıkmadık! Ölmek için burdayız! Gelin teslim alın bakalım!"

Bu sözlerin ardından ateş emri gelir. Devlet, on gencin üzerine yüzlerce askerinin açtığı ateşle, bazukalarla, roket atarlarla, bombalarla saldırır ve on devrimci genci katleder. Sadece Ertuğrul Kürkçü kurtulur. Kaçırılan üç İngiliz de, on devrimcinin saldığı korkudan dolayı gözden çıkarılmış ve saldırıda öldürülmüştür.

Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ertan Saruhan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy.

Arkadaş Zekai Özger'in mısralarıyla tanımlarsak, duru bir gök için vahşete katlananlardı onlar ve acıyı bir silah gibi göğsünde saklamışlardı.

Nazım, Mustafa Suphi'ler için yazdığı şiirinde, "Bunların sen isimlerini aklında tutma; fakat 28 Kanunisani'yi unutma!" diyordu ya. Biz de bunların hepsinin isimlerini aklımızda tutmayalım; ama Kızıldere'yi asla unutmayalım.

Onlarla aynı duru göğün hayalini kuruyoruz çünkü.

Ve bekliyoruz. Katledilmeden önce, "Mehmetçik'e ateş etmeyeceğiz, erleri çekin rütbeliler gelsin!" diye bağırmıştın ya Mahir. 39 yıl oldu, hala gelemediler. Onları bekliyoruz.

Onur Özgen

Hiç yorum yok: