30 Mart 2011 Çarşamba

NATO kafa, NATO mermer!



Tarih 28 Şubat 2011, Başbakan Erdoğan Libya'ya olası bir emperyalist müdahaleyi değerlendiriyor: "NATO, Libya'ya bir müdahale yapabilir miymiş?! Böyle saçmalık olur mu ya?! NATO'nun ne işi var Libya'da?! Bakın Türkiye olarak dedik ki biz bunun karşısındayız, böyle bir şey konuşulamaz, böyle bir şey düşünülemez."

Tarih 21 Mart 2011, Başbakan Erdoğan Libya'ya NATO'nun müdahale etmesini değerlendiriyor: "NATO, Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir."

One minute(s) arkadaş ya! Bir dakika(lar) yani!

Üç ay önce az kalsın ana avrat dümdüz gidiyordun NATO'ya, n'oldu birden? Hani ne işi vardı NATO'nun Libya'da?

Hem Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için Libya'ya girmek ne demektir yahu? NATO diyoruz NATO! Senin dediğin NOTER!

Hem bunun için Libya'ya girmek de gerekmiyor ki. Aç haritaya bak işte, aha Libya orada, Mısır'ın hemen solunda. E Libyalılar da haliyle orada. Ortada bir Libyasızlık durumu yok yani.

Ama sizin derdiniz başka! Sizin derdiniz Libyalıdan alıp, Libyasıza vermek!

Libya'yı işgal etmenin, yani başbakanın deyimiyle tespit ve tescil etmenin mazereti de hazır: Libya'da demokrasi yok! Özgür değiller! Yazık onlara! Kaddafi zorbalık yapıp duruyor! Ne yapsalardı yani? Dimi ama?

Bakın Yıldıray Oğur ne diyor Taraf'ta: "Libya operasyonu arkasında bakan Gates gibi müesses nizamın erkek seslerini bastırıp, Obama'yı kırmızı düğmeye basmaya ikna eden 41 yaşında bir kadın var, Hillary Clinton. İyi insanların dünya yönetiminde söz sahibi olabileceğine inanan bizim gibiler için iyi bir haber bu."

Şimdi bizi iyi dinle Yıldıray Oğur! Daha doğrusu Bertolt Brecht abimizi dinle: "Düşmanımızsın sen bizim/ Dikeceğiz seni bir duvarın dibine/ Ama madem bir sürü iyi yönün var/ Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine/ İyi tüfeklerden çıkan/ İyi kurşunlarla vuracağız seni/ Sonra da gömeceğiz/ İyi bir kürekle/ İyi bir toprağa."

Rahmetli lafı gediğine ne de güzel oturtuyormuş dimi? Şimdi Bertolt Brecht de insan, Yıldıray Oğur da. Ve hatta Hillary Clinton da! Ne tuhaf, dimi?..

Be utanmazlar, madem Clinton abla bu kadar iyi bir insan, madem bu emperyalistler aslında çok cici insanlar, bu Kaddafi dün mü zorba oldu da, aklınıza Libya halkına yardım etmek geldi? Hadi Kaddafi'yi boş verelim, ulan İsrail yıllardır Gazze'de insanlık suçu işliyor be, bütün dünyanın çıtı çıkmıyor, İsrail'e karşı nerede bu iyi insanlar? Sevsinler sizin iyiliğinizi...

Ayrıca bu emperyalizm dediğimiz şey, özgürlüklerin ve demokrasinin olmadığı kıraç topraklarda yaşayan halkların imdadına koşan bir şeyse, nerde kalıyor bu emperyalizmin emperyalistliği? O zaman dünyadaki en büyük emperyalist örgüt UNICEF!

Aptal mı sandınız siz bizi? Derdinizin Arap halklarının başkaldırısını ezmek olduğunu görmüyor muyuz? Evet, Mısır'da ve Tunus'ta ayaklanmaları ehlileştirerek, Bahreyn'de Suudi ordusunu kullanarak ve en nihayetinde Libya'yı bombalayarak yapmak istedikleri tek şey budur.

Peki ya devrimci, anti-emperyalist, solcu liderimiz Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin tavrına ne demeli? Libya konusunda Türkiye'nin tavrı doğruymuş Kılıçdaroğlu'na göre! Aynen şöyle diyor: "Eğer Birleşmiş Milletler böyle bir karar almışsa, bu olay uluslararası meşruiyet kazanmış demektir. Bu konuda Türkiye’nin tavrı yanlış değil. Biz yapılan operasyonun kan dökülmeden gerçekleştirilmesini istiyoruz!”

He yavrum he! Yeni bombalar icat etmişler zaten, böyle tepene atıyorlar; ama burnun dahi kanamıyor. NATO çok para vermiş bu yeni bombalara ama, işte Yıldıray Oğur'un da dediği gibi çok iyi insanlar oldukları için, kıyıvermişler paraya. Her şey insanlık için!

Ne diyoruz biz hep? "Anti kapitalist olunmadan, anti emperyalist olunamaz!" Kapitalizmle bir derdin olmadan solculuk iddiasında olursan Kılıçdaroğlu gibi, işte böyle çuvallarsın. Bir bakmışsın ki, emperyalist saldırganlığı destekleyen hükümetle aynı görüşte olmuşsun.

Ayrıca Kaddafi'ye de seslenmeyi unutmamış Kılıçdaroğlu: "Özellikle Kaddafi'ye çağrımız var; Libya süratle demokrasiye geçmeli, bu konuda açıklamalar yapılmalı."

Yani Libya demokrasiye geçemezse, emperyalistlerin de Libya'yı işgal edip, demokrasi götürmek hakkı doğar. Zaten Birleşmiş Milletler he demişse, her işgal meşrudur, bize söz düşmez.

Peki Kılıçdaroğlu Kaddafi'yi demokrasiye süratle geçiş yapmaya çağırırken, kendi ülkesinin de 88 yıldır demokratikleşemediğini düşünemiyor mu? İnsan utanır be!

Peki yarın öbür gün Türkiye'de de demokrasinin olmadığı, insan haklarının çiğnendiği gerekçesiyle, aynı NATO Türkiye'yi de işgal ederse ve BM de bu işgali onaylarsa, bu da meşru bir işgal olmuş olmayacak mı Kılıçdaroğlu'na göre? O zaman ne yapacak?

Durum bu. "NATO'nun Libya'da ne işi var ya?!" deyip, sonra da, "Yok ya aslında girebilirler" diyen şizofrenik bir liderin idare ettiği bir hükümetimiz, buna karşılık da, "BM onaylamış abi, yapacak bir şey yok; ama kan dökülmesin, çocuklar ölmesin, şeker de yiyebilsinler!" sığlığında yorumlar yapan bir lidere sahip muhalefetimiz ve tüm bunların yanında da, "Clinton süper bir kadın ya, adeta bir melek!" diyen tombalakçı yazarlarla dolu bir medyamız var.

Alayı NATO kafa, NATO mermer yani! Diğer bir ifadeyle, "Kafa kafa değil, Adıyaman zokko taşı!"

Dolayısıyla geçtiğimiz aylarda sevgili Murat Uyurkulak'ın Vatan Kitap'ta verdiği bir röportajda okuduğum bir sözüne geliyor mevzuu. Röportajı yapan kişi soruyor Uyurkulak'a, "Devrime inanıyor musunuz? Ve tabii devrimci misiniz?" diye, Uyurkulak da şaşkın bir biçimde cevaplıyor: "Elbette devrimciyim, sen değil misin?"

Evet! Murat Uyurkulak haklı! Böyle iğrenç bir ülkede, iğrenç bir dünyada elbette devrimci olacağız. Bundan doğal ne olabilir ki? Ve daha çok olacağız. Ki yaşamak için katlanılabilir bir ülkeye, bir dünyaya kavuşabilelim.

Onur Özgen (RED Dergisi, Nisan 2011, 55. sayı)

Hiç yorum yok: