30 Temmuz 2011 Cumartesi

Generalden yoldaş, Baransu'dan gazeteci olur mu?

Taraf gazetesinde dün, 'Yoldaş General' başlığıyla manşetten bir haber verildi. Haber Mehmet Baransu'ya aitti. Özetle, Balyoz'dan tutuklanan Korgeneral Ziya Güler'le ilgili MİT'in bir raporu olduğu, bu raporda Güler'in 1972'de THKP-C'den yargılandığı, 1989'daysa TBKP'li olduğu iddia ediliyordu.

Taraf, Mehmet Baransu'ya servis edilen bu bilgiyi araştırmaya dahi tenezzül etmeden manşetten verebiliyorsa ve bunun üzerinden THKP-C ve TBKP'nin nezdinde devrimciler ile derin devlet arasında bağlantıların olduğunu yazabiliyorsa, 29 Temmuz 2011 tarihi, gazetecilik mesleği adına utanç verici bir gün olarak, defalarca olduğu gibi yine Taraf gazetesi imzasıyla kayda geçmiştir.

Üstelik, Mehmet Baransu'nun kendisine gelen bu bilgiyi Taraf gazetesinde onaylatabileceği birçok dönek yazar da mevcuttur: Murat Belge, Halil Berktay, Nabi Yağcı, Roni Margulies, Melih Altınok, vs. gibi... (Hatta Nabi Yağcı, TBKP'nin eski Genel Sekreteri'dir.)

Neyse ki, bu ülkede gazeteciliğin hakkını verenler de yok değil. Nitekim, yine eski TBKP delegelerinden, BirGün gazetesi yazarı Aziz Çelik, Taraf'ın bu haberinin asparagas olduğunu belgeledi.

Buna göre BirGün gazetesi, Mehmet Baransu'nun TBKP üyesi Ziya Güler kod adlı Feridun Gürgöz'ü, Korgeneral Ziya Güler sandığını ortaya çıkardı.

BirGün bu ifşa haberinin manşetini, "Baran(su) kaçırdı!" olarak seçip, tabiri caizse cuk oturturken, meseleyi açıklığa kavuşturan Aziz Çelik'in konuyla ilgili yaptığı açıklamayı ise aynen paylaşmayı uygun görüyorum:

"Taraf ve Baransu’nun ‘Yoldaş Genaral’ başlıklı haberinin asparagas olduğu ortaya çıktı…

MİT ve Emniyetin servis ettiği bilgileri gazetecilik süzgecinden geçirmeden sansasyon için kullanan gazeteciliğin düştüğü hazin durum bu.

Haberde yer alan Korgeneral Ziya Güler ile TBKP Politbüro’ya rapor yazan Ziya Güler bambaşka kişiler.

Ziya Güler TKP yöneticilerinden Feridun Gürgöz’ün parti adıdır.

TÜSTAV Sarı Defter Dizisinden çıkan ‘Saat Geri Dönmüyor’ adlı anılarında Ziya Güler’in Gürgöz’ün parti adı olduğu yazılı.

Taraf ve Baransu MİT belgesini süzgeçten geçirmeden sansasyon amacıyla, solu ve komünistleri karalamak için kullanmış.

Taraf ve Baransu’ya göre TSK’nın bir generali kendi adıyla TBKP Politbürosu’na rapor yazabiliyormuş.

Oysa birazcık solu bilen biri bu gibi parti ve yazılarda müstear ad kullanıldığını bilir.

Ama bu ‘salak general’ müstear değil kendi adını kullanmış!

İşin daha tuhafı MİT bu raporu bir partilinin takma adla yazmış olacağını anlamıyor ve bunun generalin kendisi olduğunu sanıyor.

Ve bu rapor bir insanın yargılanması ve tutuklanması için belge oluyor ve sonra haber oluyor.

Şu saçmalığa bakar mısınız?

Ve şu gazeteciliğe bakar mısınız?!

Polis ve MİT’ten servis edilen belgeleri olduğu gibi yayınlayan ünlü ve sansasyonel gazeteci kendi gazetesinde yazan TBKP eski Genel Sekreteri Nabi Yağcı’ya sorma gereği bile duymuyor. Çünkü o gazeteci MİT ve polise herkesten çok güveniyor.

Karala solu, karala komünistleri bunun adı gazetecilik olsun.

Ülkemiz çok MİTçi gazeteci gördü. Şimdi onların foyası meydana çıktı.

İleride de bugünün MİTçi gazetecilerinin foyası meydana çıkacak.

Taraf ve Baransu’nun sola ve komünistlere bir özür borcu var.

Bu asparagas haberden dolayı özür dilesinler!"


Aziz Çelik'in ellerine sağlık...

Tabii diğer yandan, konuyla ilgili Nabi Yağcı'nın da neler dediğine bakmakta fayda var. Çünkü BirGün'ün bu haberi, haberi yapan Mehmet Baransu'dan çok, Nabi Yağcı'yı rezil etmiştir. İnsanın, Genel Sekreteri olduğu bir partinin MK üyesini tanımaması, kod adını bilmemesi mümkün mü? Ama Nabi Yağcı ne yapıyor? Gazetesini yalancı çıkarmamak için kıvırıyor. Şöyle diyor Yağcı açıklamasında:

"Dünkü Taraf'ta 'Yoldaş General' başlığı altındaki haberde Balyoz davasından tutuklu muvazzaf Korgeneral Ziya Güler hakkında iki MİT belgesi yayımlandı. Bu belgelerden biri 1989 tarihinde Ziya Güler'in TBKP'ye gönderdiği söylenen bir raporla ilgili. Ziya Güler adını hiç duymadığımı, hakkında bir bilgiye sahip olmadığımı açıklamak gereğini duydum. Gerekliydi, çünkü susmak, ikrar sayılabilir ve eğer bir haksızlık varsa birinin haksız yere suçlanmasına neden olabilirdi. Kaldı ki, böyle bir belge gerçekse bile, eğer başkaca kanıtlar yoksa salt bundan dolayı bu kişinin bir kalkışma içinde olduğu söylenemez. Haberde kafalara takılan birçok nokta var ama kişiyle ilgili bilgi sahibi olmadan söylenebilecek başkaca bir şey de yok."

Sözün kısası, Mehmet Baransu bundan sonra haber yapmadan önce, kaynaklarının ve aynı gazetede yazdığı eski solcuların güvenilirliğini bir kez daha gözden geçirsin. Geçirsin ki, böyle rezil olmasın.

Devrimciler, generalden yoldaş olmayacağını iyi bilir. Senin gazeteci falan olmadığını bildikleri gibi.

Kimlerle yoldaş kimlerle düşman olduklarını da iyi bilirler. En azından Nabi Yağcı'dan sonra, daha iyi bilirler.

Peki neyi bilmezler? Yoldaş olmakla itham ettiğin generaller gibi, sıkıyı görünce istifayı basmazlar. Devrimcilikten istifa etmek gibi bir şey yoktur çünkü lügatlarında. Ha bak, onu da Nabi Yağcı iyi bilir mesela.

Yani demem o ki, "Devrimciler ile derin devlet arasında bağlantı buldum!" diye sazan gibi atlayacağına, devrimci hareketlerin içinde parti genel sekreterliği görevine kadar gelebilmiş Nabi Yağcı'nın hayatına bir bak önce. Bak ki, belki azıcık ibret alırsın.

(Taraf'ın ilgili haberi: http://www.taraf.com.tr/haber/yoldas-general.htm)

Hiç yorum yok: